Hakkımda
TAKI,ÖRGÜ,DANTEL,HOBİ OLAN NE VARSA İŞTE BURADAYIM.
Bağlantılarım
*
*
*
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Kategoriler
Arkadaşlarım
• kartopum • ecay • cicim • aslanbaysevinc • turuncudunya • eminedantelorgu • turkuaz70 • ayvalikli • almulaca • neslinur78 • hobilendik • glhn74 • demetinevi • mutfaktayim • gulserenoten • orgucafe • ceride • aysenozcan • nefci • lalezari • illedeyemek • hersey07 • yurdanur45 • makyajteknikleri • maviboncukhobi • kadinlarinblogu
|
ADALET
İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi. Durum Hazreti Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti: - Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz. Hazreti Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar: Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş. Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş: - Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş. Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.
Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar: Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister; - Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der. Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:
- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar. Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir. Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a Hazreti Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler: - Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler.
|
Tarih: 09:57, 16/10/2008 Kategori: hikayeler |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
İYİKİ DOĞDUN OĞLUM
MERHABALAR ARKADAŞLAR. BU GÜN OGLUMUN DOGUM GÜNÜ BU MUTLU GÜNÜNDE ONUN YANINDA DEYİLDİM AMA YANINDA OLMAYI ÇOK İSTERDİM, EMİNİM ODA YANIMIZDA OLMAK İSTERDİ. OGLUM EĞİTİM İÇİN ÇİN DE BULUNUYOR .ONU ÇOK ÖZLEDİK . ŞİMDİ BURAYI BELKİ OKUR DÜŞÜNCESİYLE ONASESLENMEK İSTİYORUM. CANIM OGLUM SENİ BİNBİR ZAHMET VE EMEKLE BU GÜNLERE YETİŞTİRDİM. ÇOK MUTLUYUM AMA SENİN UZAKLARDA OLMAN BANA BİRAZDA OLSA ÜZÜNTÜ VERİYOR SENİ YİNE ESKİ EMRE OLARAK YANIMDA GÖRMEK İSTERİM SENİN KENDİ BENLİĞİNDEN ÖDÜN VERMEMEN GEREKTİĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİM.SEN GEREKTİĞİNDE OLUMSUZLUKLARA DUR DİYEBİLMELİSİN SANA HEP GÜVENDİM HEP GÜVENECEĞİM SEN HER ZAMAN MUTLU NEŞELİ OLMAYI BAŞARAN BİR ÇOCUK OLDUN . BİZLERİ VE KENDİNİ UTANDIACAK BİR DURUMA HİÇ DÜŞÜRMEDİN YİNE ÖYLE OLDUĞUNU ÜMİT EDİYOR SENİNLE GURUR DUYUYORUM EVLADIM SENİ ÇOK SEVEN ANNEN BABAN VE ABLAN OLARAK DOGUM GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ HEP MUTLU OL ALLAHA EMANET OL MUTLU YILLAR SANAAAAA MUTLU YILLAR SANAAAA MUTLU YILLAR SANAAAAAAAAAAAAAAAAA SENİ ÇOK ÇOK ÖPÜYORUM ANNECİĞİM KENDİNE İYİ BAK
|
Tarih: 19:45, 20/4/2008 Kategori: hikayeler |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
KAR TANECİKLERİNİN MUHTEŞEM GÖRÜNTÜSÜ
|
İngiliz bilim adamı 24 bin kar tanesi üzerinde yaptığı araştırmada hiçbirisinin birbirine benzemediğini ve hepsinin harikulade motiflerle süslendiğini görüyor ve sonunda şu kanıya varıyor. dünyanın yaratılışından bu yana yağan kar tanelerinin hiçbirisi birbirine benzemiyor.
--yağmur ve kar,fırtınalı havalarda dahi yağarken birbirleriyle çarpışmaz.Eğer çarpışsalar yeryüzüne gelinceye kadar dev kütleler oluşturup bizlere zarar vereceklerdi.Bu da kütlelerinin en hassas terazilerin ölçemeyeceği hassasiyette birbirine eşit olduğunu gösteriyor.Zira birbirinden ağır maddeler düşerken,ağır olanı daha hızlı yol alarak önünde bulunana çarpabilir.Ve kar tanelerinde de birleşme özelliği olduğundan zararlı kütleler oluşturabilirlerdi.
--Şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal dahi bulunamamıştır. Evet Cenab-ı Hak her kar tanesini diğerinden farklı olarak şekillendirmekte ve sanatının yüceliğine birer örnek olarak insanların nazarına sunmaktadır.--Kar taneleri mükemmel geometrik şekilleriyle adeta gökyüzü çiçeklerine benziyor.Bir tanesini bile en dahi mimar dakikalarca uğraşmadan çizemeyeceği halde,ALLAH milyarlarcasını her saniyede şekillendirip,eşit ağırlıklarda kesip yeryüzüne gönderiyor.
--HARİKA SANAT ESERİ KAR TANELERİ Her bir kar kristali, gök yüzünden inen muhteşem bir tablo kadar sanatlıdır ve su zerrelerinden meydana gelen bu tablolar, yine bir su zerresinden yaratılan insanoğluna yaratıcısını göstermeye kafidir. Bu kadar çok kar kristalleri arasında mutlaka benzer birkaç tane bulunabileceğini zannedebilirsiniz. Fakat insanların parmak izleri gibi, hiçbir kar kristali de bir diğerinin aynı değildir.
|
|
|
******>
|
Tarih: 08:29, 29/1/2008 Kategori: hikayeler |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
BLOGUMUN DOĞUM GÜNÜ
MERHABA ARKADAŞLAR NASILSINIZ BEN BU GÜN BLOGUMUN BİRİNCİ YAŞ GÜNÜNÜ KUTLUYORUM .
ÇOK MUTLUYUM BİR YIL DEYİLDE BİLGİSAYARI BİLMEDİĞİM İÇİN BİR AY İÇİNDE PES EDERİM DİYE DÜŞÜNMÜŞTÜM İLK BAŞTA AMA YOĞUN UĞRAŞLAR SONUNDA AZDA OLSA BİLGİSAYARI ÇÖZDÜM EN AZINDAN KENDİ İŞİMİ ÇEVİRECEK KADAR VE BLOGUMU KENDİ ÇABALARIMLA DÜZENLEDİM.
KENDİNE BLOG KURMAYI İLK DUYDUĞUMDA BEN YAPABİLİRMİYİM ACABA DEMİŞTİM VE OGLUMUNDA YARDIMIYLA BAŞARDIK VE BLOĞUMU KURDUK AYRICA BURADAN SEVGİLİ BLOGCU ARKADAŞIM ASLAN BAY SEVİNCEDE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM BLOGUMU KURARKEN ONDANDA YARDIM ALDIK VE BÖYLECE AYGULHOBİ BU GÜNLERE GELDİ.
ŞİMDİLERDE OGLUM ÇİNDE EĞİTİM İÇİN GİTTİ VE BLOGUMU YANLIZ BAŞINA DÜZENLEYE BİLİYORUM BU BENİM İÇİN BİR MUTLULUK VE BİLOGUMDA BANA MESAŞLARIYLA VE YORUMLARIYLA KATKIDA BULUNAN TÜM ARKADAŞLARIMADA BENİ DESTEKLEDİKLERİ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM.
NİCE MUTLU YILLARA AYGULHOBİ |
Tarih: 22:40, 12/12/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (12) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
HİİİÇ ZARAR GELMEZ BİRAZ YEMEKTEN
Dostlar atışır da, yiğitler susar mı
Elma ilen armut, biftek yerin tutar mı
Adem olan layt marul yutar mı
Er kişi hazzetmez kepekten, liften
Zarar gelmez hiç ufak bir göbekten...
Doymuş ile doymamış bir olur mu
Sıratta galoriden sual olur mu
Hiç nutrasvitten baklava olur mu
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez orta boy bir göbekten...
Coşar şu deli gönül börek, mantı, pizzayla
Ürkütme gözünü hiç hacimle, enle, boyla
Elastik bir hayvandır mide, olur yayla
Zarar gelmez hiç tahterevan bir göbekten...
Çiçek dalda güzeldir, guzu şişte...
Üç beyazı tartışmak boş bu işte
Fikirler değişir her yiyişte
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez kimseye MUHTEŞEM bir göbekten...
__________________
|
Tarih: 23:12, 28/11/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ACELE KARAR VERMEDEN ÖNCE BİR DÜŞÜNÜN
| Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp ithiyardan özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?" Köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: "Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz." |
|
|
Tarih: 17:40, 23/8/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (13) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ESKİ BİR TAPINAK YAZITI
ARKADAŞLAR BU YAZITI ÇERŞIDA DOLAŞIRKEN BİR DÜKKANDA ASILI GÖRDÜM ÇOK HOŞUMA GİTTİ ŞİMDİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTİYORUM UMARIM BEYENİRSİNİZ
GÜRÜLTÜ PATIRTININ ORTASINDA SUKUNETLE DOLAŞ, SESSİZLİĞİN İÇİNDE HUZUR OLDUGUNU UNUTMA. BAŞKA TÜRLÜ DAVRANMAK AÇIKÇA GEREKMEDİKÇE HERKESLE DOST OLMAYA ÇALIŞ. SANA BİR KÖTÜLÜK YAPILDIĞINDA VEREBİLECEĞİN EN İYİ KARŞILIK UNUTMAK OLSUN. BAĞIŞLA VE UNUT AMA KİMSEYE TESLİM OLMA. İÇTEN OL, TELAŞSIZ, KISA VE AÇIK KONUŞ. BAŞKALARINA DA KULAK VER. APTAL VE CAHİL OLDUKLARINDA BILE ONLARI DİNLE; ÇÜNKÜ DÜNYADA HERKEZİN BİR OYKÜSÜ VARDIR. YANLIZ PLANLARININ DEĞİL, BAŞARILARININDA TADINI ÇIKARMAYA ÇALIŞ. İŞİNLE NE KADAR KÜÇÜK OLURSA OLSUN İLGİLEN. HAYATTAKİ DAYNAĞIN ODUR. SVECEĞİN BİR İŞ SEÇERSEN YAŞAMINDA BİR AN BİLE ÇALIŞMIŞ OLMASSIN. İŞİNİ ÖYLE SEVKİ; BAŞARILARIN BEDENİNİ VE YÜREĞİNİ GÜÇLENDİRİRKEN VERDİKLERİNLEDE YEPYENİ HAYATLAR BAŞLATMIŞ OLACAKSIN. OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN VE GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL. SEVMEDİĞİN ZAMAN SEVER GİBİ YAPMA. ÇEVRENE ÖNERİLERDE BULUN AMA HÜKMETME. İNSANLARI YARGILARSAN ONLARI SEVMEYE ZAMAN KALMAZ. VE UNUTMAKİ İNSANLIĞIN YÜZYILLARDIR ÖĞRENDİKLERİ, SONSUZ UZUNLUKTA BİR KUMSALDAKİ TEK BİR KUM TANECİĞİMDEN DAHA FAZLA DEĞİLDİR. AŞKA BURUN KIVIRMA SAKIN; O ÇÖL ORTASINDA YEMYEŞİL BİR BAÇEDİR. O BAHCEYE LAYIK BİR BAHÇİVAN OLMAK İÇİN HER BİTKİNİ SÜREKLİ BAKIMA İHTİYACI OLDUĞUNU UNUTMA. KAYBETMEYİ AHLAKSIZ BIR KAZANCA TERCİH ET. İLKİNİN ACISI BİR AN, ÖTEKİNİN VİCDAN AZABI BİR ÖMÜR BOYU SÜRER. BAZI İDEALLER O KADAR DEGERLİDİRKİ, YOLDA MAĞLUP OLMAK BİLE ZAFER SAYILIR. BU DÜNYADA BIRAKACAĞIN EN BÜYÜK MİRAS DÜRÜSTLÜKTÜR. YILARIN GECMESİNE ÖFKELENME; GENÇLİĞE YAKIŞAN ŞEYLERİ GÜLÜMSEYEREK TESLİM ET GEÇMİŞE. YAPAMAYACAĞIN ŞEYLERİN YAPABİLECEKLERİNİ ENGELLEMESİNE İZİN VERME. RÜZGARIN YONUNU DEGİŞTİRMEDİĞİN ZAMAN, YELKENLERİNİ RUZGARA DOĞRU AYARLA. ÇÜNKÜ DÜNYA KARŞILAŞTIĞIN FIRTINALARLA DEĞIL, GEMİYİ LİMANA GETİRİP - GETİRMEDİĞİNLE İLGİLENİR. ARA SIRA İSYANA YONELİCEK OLSANDA HATIRLA Kİ EVRENİ YARGILAMAK İMKANSIZDIR. ONUN İÇİN KAVGALARINI SÜRDÜRÜRKEN BİLE KENDİNLE BARIŞ İCİNDE OL. HATIRLARMISIN DOĞDUĞUN ZAMANLARI; SEN AĞLARKEN HER KES SEVİNÇLE GÜLÜŞÜYORDU. ÖYLE BİR ÖMÜR GEÇİRKİ HERKES AĞLASIN ÖLDÜĞÜNDE, SEN MUTLULUKLA GÜLÜMSE. SABIRLI , ŞEVKATLİ, BAĞIŞLAYICI OL. ENİNDE SONUNDA BÜTÜN SERVETİN SENSİN. GORMEYE ÇALIŞKİ, BÜTÜN PİSLİĞİNE VE KALLEŞLİĞİNE RAĞMEN DÜNYA YİNE DE İNSAN OĞLUNUN BİRİCİK GÜZEL MEKANIDIR.
|
Tarih: 15:54, 27/7/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (8) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
anneme sesleniş
Senden ayrı senden uzak Yersiz göksüz gibiyim Hem analı hem babalı Hem öksüz gibiyim
Uzanmış aramıza Uçsuz bucaksız gurbet Bir ucunda sıla var Öbür ucunda ekmek
Bütün analar ağıt şimdi Bütün ağıtlar ana Ya beni de al gurbet Ya anamı ver bana
Hem kova hem kuyuyum Yorgun bir halk suyuyum Sen bana nenni söyle Ben dizinde uyuyum
Ali YÜCE
|
Tarih: 21:48, 13/5/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (5) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
20 nisan benim mutlu günüm oglumun doğumgünü
MERHABALAR ARKADAŞLAR NASILSINIZ.BU GÜN RABBİM TARAFINDAN BANA VE AİLEMİZE BAGIŞLANAN ÇOK SEVDİĞİM OGLUMUN DOGUM GÜNÜ ONUN AİLECE DOGUM GÜNÜNÜ KUTLUYOR HAYATINDA MUTLULUK, GELECEGİNDE BAŞARI, BEDENİNDE SAĞLIK DİLİYORUM.BENİM OGLUMA HEP SÖYLEDİGİM ŞEYİ YİNE TEKRARLIYORUM SENDEN İSTEKLERİMİZ ANNE BABA OLARAK TABİKİ OLACAKTIR. AMA BU PARA PUL DEYİLDİR. BEN SENİN ZENGİNLİGİNLE DEYİL SAYGINLIGINLA İFTİHAR ETMEK İSTERİM .BEN SENİN LÜKS YAŞANTINLA DEYİL ETRAFA VE AİLENE VERDİGİN GÜVENLE İFTİHAR ETMEK İSTERİM. BEN SENİN SPOR ARABANLA DEYİL İLERİDE KURACAGIN AİLE HUZURUNLA İFTİHAR ETMEK İSTERİM BEN EVİNİN BİR KÖŞESİNE DİZİP ONLARI BAR HALİNE GETİRİP İÇKİ İÇEN OGLUM OLARAK DEYİL İÇMEDİGİN İÇİN İFTİHAR ETMEK İSTERİM.SİGARA İÇENE ÖZENMEDİĞİN İÇİN TÜRLÜ BELALARDAN UZAK DURDUGUN İÇİN VE BUNLARI AİLENE YANSITIP BU HUZURSUZLUKLARI YAŞATMADIGIN İÇİN ŞİMDİ SENLE İFTİHAR EDİYORUM.GELECEKTEDE İFTİHAR ETMEK İSTERİM.BU NASİHATIMI HİÇ UNUTMAMAN DİLEGİ İLE SENİ KOCAMAN ÖPÜYOR VE DOGUM GÜNÜNÜ AİLEN OLARAK ABLAN BABAN VE BEN KUTLUYORUZ.SAĞLIKLI VE MUTLU OL. SENİ ÇOK SEVEN VE HEP SEVECEK OLAN ANNEN.
|
Tarih: 10:07, 20/4/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (9) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
hakkariden gelen kamyonla çarpışıp o hastaneye kimin önce gidece
Acelesi oldugunu onu görür görmez anlamistim. Saganak halinde yagan yagmura aldiris etmiyor, ezilmis haline ragmen saga sola kosuyordu. Yanina sokularak: -"Hayrola teyzecigim, bir derdiniz mi var?.." -"Buralarin yabancisiyim evladim. Hastane tarafina gidecek bir araba ariyorum" -"Biraz beklersen ayni dolmusa binebiliriz, oraya geldigimizde size haber veririm".. Tesekkür ederek yanima yaklasti ve kücük bir cocuk gibi semsiyenin altina girdi. Nurlu yüzü yagmur damlaciklariyla islanmis ve yanaklari pembe pembe olmustu. -"Torunlarimdan biri menenjit gecirdi. Ziyaret saati bitmeden ugramak istemistim".. -"20 dakikaniz var. Hastane yakin ama bu havada araba pek bulunmuyor.." Duraga herkesden önce geldigimiz icin dolmusa rahatca binecegimizi saniyordum. Ancak araba yanastiginda arkamizda duran 4-5 kisinin bir anda hücum ettigini gördüm. Iceriye dolusan ve arkadas olduklari her hallerinden belli olan adamlara; -"Önce biz gelmistik. Sirayi bozmaya hakkiniz var mi?" -"Hak istiyorsan, Hakkari`ye gideceksin arkadasim. Hem oradaki haklardan K.D.V de alinmiyormus"... Bu laf üzerinide attiklari kahkahadan bindikleri araba sallanmis sinirlerim allak bullak olmustu. Sakinlesmeye calisarak: -"Ben biraz daha bekleyebilirim. Ama su ihtiyar teyzenin hastaneye yetismesi gerekiyor".. Bu defa söför lafa karisarak; -"Teyzenin arabaya falan ihtiyaci yok be kardesim. Okuyup üfledimi hastaneye ucuverir..". Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklasip gitti. Yasli teyzee baktim tevekkülle susuyordu. 5-10 dakika sonra gelen bir baska dolmusa onunla beraber bindim ve söföre teyzeyi hastanede indirmesini söyledim. Yasli kadin, yapacagi ziyaretten ümitsiz görünmesine ragmen sikayet etmiyordu. Üstelik trafik de yari yolda tikanip kalmisti. Söför: -"Yolun bu durumu hayra alamet degil. Sebebini anlasam iyi olacak".. Arabayi calisir vaziyette birakip ileri dogru yürüdü ve biraz sonra döndügünde; "Kismete bak yahu. Bizden önce kalkan dolmusa kamyon carpmis".. Heyecanla: -"Birsey olmusmu?.. Yani yarali falan varmi?" -"Dolmusta bulunanlari, teyzenin gidecegi hastaneye kaldirmislar".. Göz ucuyla yasli kadina baktim. Solgun dudaklariyla birseyler mirildaniyor ve sanki onlar icin dua ediyordu.. Söför koltuga Yavasca otururken: -"Kismet iste. Sen kalk koca bir kamyonla carpis. Hemde Türkiye`nin öbür ucundan HAKKARi plakali bir kamyonla...
|
Tarih: 09:06, 1/4/2007 Kategori: hikayeler |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|